28 Ocak 2013 Pazartesi
Kat: 6
Kat: 6 Daire: 41
Evden çıktım, kapıyı çektim. Asansörü çağırmak için düğmeye bastım.
Kat: -4'teydi.
Biraz sinirlendim. Sonra "Neyse, en azından -5'te değil..." diye düşünüp yatıştım. Asansörü beklerken yan dairenin kapısının önünde duran saksıdaki kuru ağaç çarptı gözüme. Bir anda her şey çok tuhaf geldi.
Kat: 6
Saksıda duran kuru bir ağaç
4 dairenin kapısı
Bunlar şimdiye kadar çok normal görünmüştü bana. O an bunların bunca zaman bu derece normal gelmiş olmasına şaşırdım.
4 daire kapısı vardı. Onlardan girince başka birçok kapılar vardı. Duvarlar vardı. Her dairedeki kapılar ve duvarlar diğer dairelerdekilerin aynısıydı. Hepsi odaları birbirinden ayırıyordu, daha doğrusu odalar oluşturuyordu.
Ama herkesin kapısı, duvarı kendineydi.
Evde ev arkadaşımla beni ayıran bir duvar vardı, ama o hala benim ev arkadaşımdı. Gün içinde konuşur, yemek yer, birbirimizi az çok tanırdık.
Yan daireyle beni ayıran da sadece bir duvardı. Ama o insanları tanımıyordum. Kimdirler, ne yerler ne içerler bilmiyordum.
Duvar aynı duvardı, ama anlamı çok farklıydı.
Duvarın sahibi başkasıydı, o 4 kapıdan birini geçince oradaki duvarlar, kapılar, zemin döşemeleri, penceresinden görünen manzara, bunlar hep o sahibe aitti.
Sonra bir çocuk kitabının sahiplikle ilgili sevdiğim bir paragrafı geldi aklıma.
" Aslında biraz düşünürseniz, bir toprak parçasının sahibi olması tuhaf bir şeydir. Kaç metre derine kadar sahip olabilirsiniz? Eğer bir toprak parçasının sahibiyseniz, aşağıya doğru daralıp dünyanın merkezine ulaşıncaya kadar olan kısmı sizin mi olur? Yoksa bir toprak parçasına izinsiz girmenin ne demek olduğundan habersiz solucanların yaşadığı kısmın üzerindeki incecik tabakaya mı sahip olursunuz? "
Kat: 6
Asansör geldi. Telefonum çaldı, asansörde çekmez diye düşünerek meşgule aldım.
Hayat çok garipti. Kapılar ve duvarlar vardı. Ama hepsi normal gibi yaşıyorduk.
Anlayamadım, 0'a bastım.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
28 Ocak 2013 Pazartesi
Kat: 6
Kat: 6 Daire: 41
Evden çıktım, kapıyı çektim. Asansörü çağırmak için düğmeye bastım.
Kat: -4'teydi.
Biraz sinirlendim. Sonra "Neyse, en azından -5'te değil..." diye düşünüp yatıştım. Asansörü beklerken yan dairenin kapısının önünde duran saksıdaki kuru ağaç çarptı gözüme. Bir anda her şey çok tuhaf geldi.
Kat: 6
Saksıda duran kuru bir ağaç
4 dairenin kapısı
Bunlar şimdiye kadar çok normal görünmüştü bana. O an bunların bunca zaman bu derece normal gelmiş olmasına şaşırdım.
4 daire kapısı vardı. Onlardan girince başka birçok kapılar vardı. Duvarlar vardı. Her dairedeki kapılar ve duvarlar diğer dairelerdekilerin aynısıydı. Hepsi odaları birbirinden ayırıyordu, daha doğrusu odalar oluşturuyordu.
Ama herkesin kapısı, duvarı kendineydi.
Evde ev arkadaşımla beni ayıran bir duvar vardı, ama o hala benim ev arkadaşımdı. Gün içinde konuşur, yemek yer, birbirimizi az çok tanırdık.
Yan daireyle beni ayıran da sadece bir duvardı. Ama o insanları tanımıyordum. Kimdirler, ne yerler ne içerler bilmiyordum.
Duvar aynı duvardı, ama anlamı çok farklıydı.
Duvarın sahibi başkasıydı, o 4 kapıdan birini geçince oradaki duvarlar, kapılar, zemin döşemeleri, penceresinden görünen manzara, bunlar hep o sahibe aitti.
Sonra bir çocuk kitabının sahiplikle ilgili sevdiğim bir paragrafı geldi aklıma.
" Aslında biraz düşünürseniz, bir toprak parçasının sahibi olması tuhaf bir şeydir. Kaç metre derine kadar sahip olabilirsiniz? Eğer bir toprak parçasının sahibiyseniz, aşağıya doğru daralıp dünyanın merkezine ulaşıncaya kadar olan kısmı sizin mi olur? Yoksa bir toprak parçasına izinsiz girmenin ne demek olduğundan habersiz solucanların yaşadığı kısmın üzerindeki incecik tabakaya mı sahip olursunuz? "
Kat: 6
Asansör geldi. Telefonum çaldı, asansörde çekmez diye düşünerek meşgule aldım.
Hayat çok garipti. Kapılar ve duvarlar vardı. Ama hepsi normal gibi yaşıyorduk.
Anlayamadım, 0'a bastım.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder