Ben hep hayal kurarım.
Hayallerimde bazen Afrika’da bir kabileye karışır yaşar giderim, ya da bir ilçeye kaymakam olur şartları zorlarım. Bazen büyük aşklar yaşarım, ya da dünyayı gezerim. Hayal ettikçe inanırım, umutlanırım.
Hayallerimde bazen Afrika’da bir kabileye karışır yaşar giderim, ya da bir ilçeye kaymakam olur şartları zorlarım. Bazen büyük aşklar yaşarım, ya da dünyayı gezerim. Hayal ettikçe inanırım, umutlanırım.
Bazen bana çok mümkün görünen hayallerimi bir gaflete düşer anlatırım. Benim gözümde bunların olması an meselesidir, yarın bile gerçekleşebilir. Fakat anlattığımda bazıları, “ Ama burası gerçek hayat, hayal alemi değil ki. “ der. Kendilerinden çok emindirler, hayatlarında öyle hayallere filan yer yoktur. Bir çizgileri vardır; başarıları, başaracakları, sahip oldukları ve olacakları vardır. Size yukarıdan bakar ve “ Ben sana hayal kurma demiyorum, hobi olarak yine kur. “ derler.
Böyle insanlara karşı acımayla karışık bir tiksinti oluşur içimde. Acımanın sebebi kendi güçsüzlüklerinin, aynılıklarının farkında olmamalarıdır. Tiksinti ise bu farkında olmama durumunun yanında, kendileri gibi olmayan insanlara akıl vermeye, ‘doğru yol’u göstermeye çalışmaya başladıklarında oluşur. İsterler ki, siz de onlar gibi okulunuzu okuyun, mezun olun, şöyle düzgün bir işe girip para kazanın. Hafta sonları dışarı çıkın, yazları güneye tatile, kışları Uludağ’a falan gidin, iki çocuk yapın, biri kız biri erkek. Sonra onları özel okullara gönderin, özel dersler aldırın. O okullarda beyinlerine işlenen tarihi, edebiyatı hiç eleştirmeyin. Bireysel emekliliğinizi ödeyin bir yandan, bir yandan ev araba alın. Bu aldıklarınız ve sahip olduklarınızla tatmin olun, sıcak yatağınızda huzurla ölün. İşte onların hayat tarifi böyle basit ve duygusuzdur. Ama planlı programlıdır, yani sizin gibi hayalperestlerinkine benzemez!
Halbuki hayat dediğimiz bir yol, bir yerde başlar ve bir yerde biter. Bazıları bu yolda güvenli, düzgün ve kolay anayolu seçer. Bu yolda tek görebilecekleri yol kenarına sıralanmış gri binalar, devlet eliyle düzenlenmiş yeşil alanlar ve yanlış yollara girmelerini engelleyen trafik levhalarıdır. Ama hayalperestler bilir ki o yoldan başka bir sürü alternatif yollar vardır. Bazıları tuzlu sahillerden, bazıları patikalardan uzanır. Bazıları belki de çıkmaz yollardır, geri dönüp bir başkasını denemek gerekir. Yolda gördükleriniz yanınıza kar kalır. Bazılarında mükemmel manzaralarla karşılaşırsınız. Her durumda, yaşanmışıklar biriktirirsiniz. “Ben yaşıyorum, benim hayatımı, kendi seçtiğim hayatı yaşıyorum. “ demeye yüzünüz olur.
Hayallerinizden utanmayın, hayal kurmaktan hiç bıkmayın. Yahya Kemal’in çok bilinen bir sözü vardır, “ İnsan alemde hayal ettiği müddetçe yaşar. “ Yaşayan ölülerin arasına karışmamak için, insanlar sizin üzerinize geldikçe bu sözü hatırlayın. Hatta bir kağıda yazıp hep göreceğiniz bir yere asın. Malum, çok sık hatırlamanız gerekecek!

Sizin mesleğiniz ne?
YanıtlaSilEndüstri ürünleri tasarımcısıyım :)
YanıtlaSilMerhaba ben de evde ders çalışmak zorunda olan, gezme tutkusuyla yanan bir doktor. Ya da evde ders çalışmalı ya da hastanede hasta bakmalı bakmalı...Gitmek istenen yer çok, yapılmak istenenler de öyle... Ama gerçeklik dört duvar arasında... Hayaller ya da hedefler sadece zihinde gerçeklik bulabiliyor. Psikotik bir tanımlama oldu :P Safranboluyla ilgili kalmak için yer önerirseniz imkanları zorlayıp gidicam...
YanıtlaSil